Yazmak da çizmek kadar çok eski bir tutku benim için.
İçimde kopan bütün heyacanlarımı, sevinçlerimi, sıkıntılarımı günlüklerime yazmaya başladığım zamanlarda henüz on ikisinde ya var ya yoktum.
Yazdıkça açılır, yazdıkça ferahlardım.
Yazdıkça, sihirli bir el değmiş gibi, üzerime çöken sıkıntılarımın sıyrılıp benden ötelere gittiğini hissederdim.
Yağmur damlalarının yüreğimi dokunması misali sözcükler içimden dışarıya çıktıkça garip bir ferahlık dolardı içime...
Sonradan yazdıklarımı günlüklerin bende saklı sayfalarından çıkarıp onları köşe yazısı, anı, deneme, öykü ve senaryo yapmaya çalıştım. Kimileri de şiirlere ve şarkı sözlerine dönüşmeye çalıştı kalemimde...
Oldu olmadı bilmiyorum.
Nicedir biriktirdiklerimi yazılara döküp onları gazetelerin, dergilerin ve internetin sanal sayfalarında paylaşıyorum sizlerle.
İçime düşenleri su yüzüne çıkarıyorum yazdıklarımla...
Tanıdık tanımadık siz dostlar ise nicedir okuyorsunuz onları.
İçimden dökülenlere dair geri mektuplar alıyorum kimilerinizden...
Kimilerinizle
yakalanan ortak bir an, yazılanlardan yola çıkan muhabbetlere dönüşüyor.
Çok seviniyorum öylesi anlarda, biliyor musunuz?
Aradaki onca mesafelere inat yazılanların yeni dertleşmelere aracı olması güzel.
Yazma eylemi göğsümüzün orta yerine vurulan bir hançer gibidir. Günü geldiğinde içimizdekileri çıkarıp onlarla yüzleşirken aynı zamanda başkalarıyla paylaşmanın imkanını da bulabiliyoruz onları...
Doğal olarak yazanın içine düşen üç aşağı beş yukarı okuyanın da yüreğinde olabiliyor. çünkü çoğu şey gibi içimizdekilerinde çoğu ortak...
O yüzden kimilerinin kelimelere dökemediği sözcükler oluyor yazılanlar...
Kiminin bir dost sohbetinde dillendirdiklerinin özeti yansıyor ak kağıtlara dökülenlerden.
Her ihtimalde bizim...
Demek ki yazmak yanlızca insanın kendi içini temizlemenin yolu değil...
Aynı çoşkuları, sevinçleri, sıkıntıları yaşayan herkesin hislerine tercüman olabiliyor yazılar. Severek okuduğum bir yazı her defasında hayatın sıkıştırmaları karşısında yalnız olmadığım hissini veriyor bana.
Neyse, lafın kısası artık
yazdıklarımı burda, bu elekronik sayfalarda paylaşmak istiyorum sizinle...
Dileğim, boş durmaz dünyada olup bitenlere dair söyleyeceklerinizi seslerime karıştırırsınız...
Daha çok konuşup, daha çok dertleşir ve daha çok tanırız birbirimizi diye...
çünkü artık dost olmanın vakti...
Savaşların, didişmelerin, gereksiz hesapların kavgalarından hepimiz çok yorulduk, öyle değil mi?
bmtwords@bakimurattop.net